Probiyotikler ve Prebiyotikler

Tıbbın Babası Hipokrat “Bütün hastalıklar bağırsakta başlar” diyerek uzun yıllar önce bağırsakların bizim için ne kadar önemli olduğuna değindi. Günümüz bilimi, sağlık sorunlarında bağırsakların önemini giderek daha fazla doğrulamakta. Bağırsak bakterilerimiz genel sağlığımızda önemli bir rol oynar. Akıl sağlığı, bağışıklık sistemi, sindirim fonksiyonları, cilt sağlığı ve kilo dahil olmak üzere kritik insan fonksiyonlarını etkiler. Sağlıklı bir bağırsağın anahtarı, iyi ve kötü bakterilerin hassas dengesini korumaktan geçer. Eğer bu hassas denge bozulursa ve kötü bakterilerin sayısı artışa geçer ise disbiyozis dediğimiz tablo meydana gelir. Disbiyozis durumunda bağırsaklar IBS, obezite ve bazı otoimmun bozukluklara neden olabilir.

Bağırsak mikrobiyomu dengede kaldığında işler sorunsuz şekilde yürür. Yaşlandıkça ve yaşam tarzı seçimleri mikrobiyom dengesini bozabilir. Bu mikrobiyal dengesizlik, yaşam kalitesini engelleyebilecek sağlıkla ilgili olaylar zincirini başlatır. Bu nedenle bağışıklığını ve bağırsak mikrobiyomundaki dengeni iyi korumalısın!

Mikrobiyom Dengesi

Bağırsaklarının dengesini bir gecede bozmadın. Aslında birçok farklı durum bağırsak mikrobiyom dengesini bozabilir. Bu denge bozulduğunda onu düzeltmek de bir günde olmayacak. Bağırsaklarının dengesini yeniden kazanmak süreç isteyen ve sürekli gelişen bir süreçtir.  Peki bağırsaklarının dengesini yeniden sağlama sürecini nasıl yapmalısın? Öğrenmek için okumaya devam et!

Bağırsak mikrobiyom dengesinin yeniden sağlanmasında probiyotikleri, onların yiyecekleri olan prebiyotikleri ve sana uygun sağlıklı bir diyet planı en büyük yardımcın!

Hepimiz, probiyotik olarak bilinen bağırsaklarda iyi bakterilerin yaşadığını biliyoruz. Kullanımı ve sağlığa olan olumlu katkısı subjektif olarak tarih boyunca tüketilen fermente besinler sayesinde bilinen probiyotikler, artık mikrobiyoma dayalı terapötik müdahalede yaygın olarak kullanılmaya başlanmıştır.

Tarihi çok eski zamanlara dayanmasına rağmen olarak ilk kez 1970’li yıllarda ortaya çıkan “probiyotik” terimi, Dünya Sağlık Örgütü tarafından “Yeterli oranda tüketimi sonucunda sağlığa olumlu katkıda bulunan yaşayan organizmalar” tanımıyla kabul gördü. Probiyotikler en basit ifadeyle yoğurt, peynir ya da hamur mayalarken kullandığın ya da sebzelerin turşuya dönmesine neden olan mikro canlılar gruplarından olan ve çoğunluğu bakterilerden oluşan canlı mikroorganizmalar olarak tanımlanabilir.

Probiyotiklerle birlikte prebiyotik (probiyotik mikroorganizmaların besin kaynakları), postbiyotik (probiyotik mikroorganizmaların ürettiği metabolitler), simbiyotik (prebiyotik ve probiyotiğin birlikte bulunduğu ürünler) gibi terimler de son zamanlarda hayatımıza girmiş ve bu ürünleri içeren gıda takviyeleri raflarda yerini almaya başlamıştır.

Biyoterapötikler

Biyoterapötikler veya yeni nesil probiyotikler, “doğrudan disbiyozisi geri çevirerek patogenezin/komplikasyonun sebebini ortadan kaldıran ve tedavi sağlayan aşı dışı canlı organizmalar” olarak tanımlanmaktadır. Doğrudan tedavi amacı güdülmesi ve çoğunlukla genomu değiştirilmiş mikroorganizmalar üzerinden kurgulanması sebebiyle bu yaklaşımlar, konvensiyonel probiyotiklerin tersine, regülasyonlara tabidir. Söz konusu regülasyonlar prekilinik ve klinik faz çalışmaları aşamalarını içermektedir. Geniş kohortlar üzerinden biyoterapötiklerin mikrobiyom modülasyon etkinliğini gösteren klinik bulgular henüz mevcut değildir.

Probiyotik Formları

Probiyotik mikroorganizmaların yoğurt, peynir, dondurma, kahvaltılık mısır gevreği, kefir, kombuça çayı gibi gıdalara eklenmesinin dışında, tabletler ya da sıvı preparatlar şeklinde tedavi ya da korunma amaçlı takviye olarak genel kullanımı (herhangi bir analizle kişi uygunluğu test edilmemiş kullanım) yaygındır.

Probiyotiklerin tablet, kapsül, şase gibi farklı formlarda üretilmesi tamamen daha fazla kullanıcıya hitap edebilme çabasıyla ilişkili olup bir ürünün diğerinden daha iyi olmasına sebep olmamakta. Bu ürünleri üstün kılan içerdiği mikroorganizmaların güvenli olması, canlı mikroorganizma sayısının belli bir sınırın üzerinde olması, bağırsağa uygun miktarda ulaşabilecek teknolojiyle ürün haline getirilmiş olması ve bağırsağa tutunabilme özelliği göstermesidir. Fakat bunlardan daha da önemlisi kişinin ihtiyacına ve bağırsak mikrobiyomuna uygun en iyi probiyotiği tercih etmesidir.

Doğru probiyotiği seçtikten sonra önemli olan bir nokta var. Tüm canlıların ihtiyacı olan nedir? Gıda! Bu yüzden vücudundaki probiyotikleri canlı tutmak için; onları prebiyotiklerle beslemelisin!

Gastrointestinal sistemi tüm diyet liflerini parçalayamaz. Yani probiyotik bakterileriz enerji için bu karbonhidratları tüketir. Bu besin kaynakları ise prebiyotikler olarak bilinir. Bağırsak bakterilerini prebiyotiklerle beslemek, bu bakterilerin, bütirat gibi bağırsak astarını onarmaya yardımcı olan kısa zincirli yağ asitleri oluşturmasına da olanak tanır.

Probiyotiklerin ve Prebiyotiklerin Kullanımı

Probiyotiklerin belli hastalıkların tedavisinde etkili olduğu görüşünün arkasında immünomodülasyon yeteneklerinin olması, fizyolojik baskılara karşı koruma sağlaması, patojenler üzerinde çevre baskısı oluşturması, mikrobiyom kompozisyonunu manipüle etme yeteneğine sahip olması ve bağırsak epitelinde bariyer işlevini güçlendirmesi gibi sebepler bulunmaktadır.  Fakat bu özelliklerin, hastalık-mikrobiyom-probiyotik üçgeninde ne şekilde rol aldığı önemli henüz cevaplanmamış önemli bir araştırma sorusudur.

Probiyotiklerin hastalıkları önlenme ve/veya tedavi etme etkinliği on yıllardır üzerinde çalışma yürütülen tartışmalı bir alandır. Antibiyotik kullanımı ilişkili akut C. difficile enfeksiyonu, iltihaplı bağırsak sendromu, neonatal sepsis ve nekrotize enterokolit riskinin engellenmesi yoğunlukla raporlanan tedavi etkileri arasındadır. Bunun yanında depresyonun azaltılması, kabızlığın ve karındaki şişkinliğin giderilmesi, solunum yolları enfeksiyonlarının engellenmesi, kardiyovasküler ve atopik dermatit risk faktörlerinin indirgenmesi probiyotik kullanımının klinik etkinliği raporlanmış durumlardır.

Prebiyotikler ise iyi bakterilerin büyümesine yardımcı olur. Bizim gibi bakterilerimiz de atık üretir. İyi bakteriler özellikle kısa zincirli yağ asitleri gibi faydalı metabolitler sağlar.  Kısa zincirli yağ asitleri, bağırsak hücresi fonksiyonları için katalizörlerdir. Çalışmalar, prebiyotik kullanımının birçok sindirim sağlığı sorununu iyileştirebileceğini, kilo kontrolünü sağlayabileceğini göstermekte.  Son araştırmalar, prebiyotiklerin, nöropeptid YY (PYY) dahil olmak üzere bağırsak hormonlarının üretimini uyardığını buldu. Bu hormonlar, sindirim sağlığını iyileştirebilen bağırsak hareketliliğini etkiler. Bununla birlikte, bu hormonlar iştahı da etkiler.

Nöropeptid ince bağırsak bariyerini kaplar ve tokluğu etkiler. Bu eylem sindirimi başlatır ve besin emilimini artırmaya yardımcı olur. Prebiyotik açısından zengin yiyecekleri düzenli olarak tüketirken, düzenli kilo kontolü sağlamak da yararlı çeşitlerinden biridir! Sahip olduğun probiyotik bakterilerini beslemen gerekir. Bunu yapmanın en iyi yolu ise onlara diyet lifi vermektir.

Gastrointestinal sistemin tüm diyet liflerini parçalayamaz. Yani probiyotik bakterilerimiz enerji için bu karbonhidratları yerler. Bu besin kaynakları prebiyotikler olarak bilinir. Nedir bu probiyotik ve prebiyotik besinler onlara bakalım…

Probiyotik açısından zengin gıdalar:

  • Turşu
  • Ayran
  • Kefir
  • Yoğurt
  • Kombucha çayı
  • Şarap
  • Boza
  • Şalgam
  • Sirke

Prebiyotik açısından zengin gıdalar:

  •  Muz
  • Enginar
  • Soğan
  • Sarımsak
  • Pırasa
  • Elma
  • Hindiba Kökü/İnülin
  • Arpa
  • Kefir

Doğru Probiyotik Seçimi ve Mikrobiyom

Günümüzde probiyotik olarak kabul gören suşlar büyük çoğunlukla Lactobacillus spp.ve Bifidobacterium spp.türlerine  ait iken Saccharomyces, Bacillus spp.Escherichia colienterococcive Weissella spp. de ticari kullanımda olan diğer probiyotik taksonlar olarak bilinmekte. Her bir probiyotik, suş seviyesinde metabolik faaliyet farklılığı gösterirken bir probiyotik organizmanın etkinliği tek bir suşun tek bir genine dahi bağlı olarak değişebilir. Bu sebeple her suş aynı olmayacağı gibi, herkeste beklenilen etkiyi de gösteremeyebilir. Aynı hasta grubu için aynı suşların kullanılmasına rağmen, birbirinden farklı sonuçlar ile karşılaşılan çalışmaların varlığı probiyotiğin etkinliğinden çok kişinin mikrobiyomuna uygunluğunun önemini gösterir. Bu durum maksimum fayda minimum zarar için, uygun yöntem ve yaklaşımlar kullanılarak mikrobiyoma dayalı probiyotik seçiminin yapılmasının gerekliliğini ortaya koymuştur. Sadece kişinin bağırsak mikroorganizmalarını listeleyecek ya da profilleyecek basit bir mikrobiyom testi bu cevabı karşılamaya yetecek güçte olmadığına dikkat edilmelidir.

Probiyotiklerin ve prebiyotiklerin kullanımı kişinin metagenom profili (amplikon temelli 16S rRNA gibi yaklaşımların metagenom olmadığının altını çizerek) taranarak tedavi için doğru probiyotiğin ve prebiyotiğin tespiti ile başlayan kişiselleştirilmiş bir terapi yaklaşımı olarak ele alınmalıdır.

Bağırsak sağlığını düzeltmek zaman alır. Ancak, artık iyi yatırım yapmanın zamanı. Bağırsak mikrobiyomundaki koşulları iyileştirmek, genel sağlığında önemli bir rol oynar. Sağlığınla tahmin oyunları oynama ve sağlam cevaplar al.  Bağırsak bakterilerinin detaylı analizi yaparak daha fazla cevap alabilirsin. Analiz sonuçlarına göre ise probiyotik bakterilerini, sana uygun prebiyotik açısından zengin gıdalarla besle.

 

Kaynaklar

Current Understanding Of Gut Microbiota In Mood Disorders: An Update Of Human Studies

Dietary Fiber And Risk Of Irritable Bowel Syndrome: A Case-Control Study

Dietary Fiber, Gut Peptides, And Adipocytokines

Mikrobiyom Modülasyonunda Kişiselleştirilmiş Probiyotik İhtiyacı

Next-Generation Probiotics: The Spectrum From Probiotics To Live Biotherapeutics

Probiotic Guidelines And Physician Practice: A Cross-Sectional Survey And Overview Of The Literature

Probiotics As Therapy İn Gastroenterology: A Study Of Physician Opinions And Recommendations

The Effects Of Probiotics On Barrier Function And Mucosal Pouch Microbiota During Maintenance Treatment For Severe Pouchitis İn Patients With Ulcerative Colitis

Modulation Of Gut Barrier Function İn Patients With Obstructive Jaundice Using Probiotic LP299v

Effects Of A Multi-Strain Probiotic Supplement For 12 Weeks İn Circulating Endotoxin Levels And Cardiometabolic Profiles Of Medication Naïve T2DM Patients: A Randomized Clinical Trial

Effects Of Supplementation Of The Synbiotic Ecologic® 825/FOS P6 On Intestinal Barrier Function İn Healthy Humans: A Randomized Controlled Trial

British Dietetic Association Systematic Review Of Systematic Reviews And Evidence-Based Practice Guidelines For The Use Of Probiotics İn The Management Of Irritable Bowel Syndrome İn Adults (2016 Update)

 

Sitemizde çerez konumlandırılmaktadır. Çerezlere ilişkin detaylı bilgi için Aydınlatma Metni’ni ve Gizlilik Politikası’nı inceleyebilirsiniz.