Kabızlık Kansere Yol Açar Mı? 

kabızlığın belirtileri nelerdir?

Kabızlık, yetişkinlerin %14’ünü ve özellikle yaşlıların yaklaşık %36’sını etkileyen, dünya çapında yüksek bir insidansa sahip fonksiyonel bir bağırsak bozukluğudur. Son zamanlarda, artan çalışmalar bağırsak mikrobiyotasının sağlıkta önemli bir rol oynadığını ve mikrobiyotanın bağırsak hareketliliği de dahil olmak üzere konakçı fizyolojisinin çeşitli aktivitelerini etkilediğini göstermiştir. Ayrıca kabızlığın ilerlemesiyle başka hastalıklar da açığa çıkmaktadır. Yapılan birçok çalışmada ise kronik kabızlık ile rektum kanseri, mide kanseri, bağırsak iltihaplanmalarında ilişki olduğu görülmüştür.

Kabızlık Nedir? 

Dışkılamadaki zorluklarla ilgili semptomlarını tanımlamak için kabızlık ifadesi kullanılmaktadır. Dolayısıyla bağırsak hareketsizliği, aşırı ıkınma, sert veya topaklı dışkılar, tam boşaltamama hissi kabızlığı göstermektedir. Semptomlar, kişiden kişiye değişmektedir. Akut veya kronik görülmektedir. 3 aydan daha kısa bir süre görüldüğünde akut kabızlık denmektedir. Buna karşılık olarak 3 aydan daha fazla sürme durumu ise kronik kabızlık olarak tanımlanmaktadır.

Kabızlık Ne Tür Hastalıklara Yol Açar? 

Ciddi bir hastalık kabızlığa yol açabilmektedir. Buna karşılık bazı ciddi hastalıkların oluşmasına da kabızlık yol açabilmektedir. Şekilsiz dışkılama, dışkılama sırasında ıkınma ihtiyacı, eksik boşaltım hissi sonucu tıkanmış dışkılama sendromu görülmektedir. Bu durum bağırsak tıkanıklarına yol açabilmektedir.

Dışkılamadaki zorluklar, sert dışkılama, tam boşaltamama hissi sonucunda anal fissur oluşmaktadır. Anal fissur en kolay tanımıyla makatta oluşan çatlama ve yırtılmalardır. Kabızlık sonucu, anal fissurlu hastalar genellikle dışkılama sırasında daha da kötüleşen anal ağrı şikayetleri ile başvururlar.  Aynı zamanda bu hastalarda bağırsak hareketleriyle ilişkili olarak bazen kanama da görülmektedir. Semptomları yıllarca devam eden kronik anal fissurlu hastalarda, rektal kanamalı veya kanamasız ağrılı dışkılama görülebilmektedir.

Bağırsak hareketleri sırasında gerçekleşen ıkınma, damarlardaki basınç durumuna etki eder. Bunun sonunca ise hemoroid görülebilmektedir. Hemoroid, basur olarak da tanımlanmaktadır. Kalın bağırsağın son kısmı olan rektum ve anüsün en alt kısmındaki genişleyen damarlardır. Hemoroidin nedeni tam olarak belirsiz olsa da kabızlığın risk faktörü olduğu görülmektedir. Risk faktörleri arasında kabızlık ve uzun süreli ıkınma durumunun varlığı söz konusudur.

Korede kabızlığı olan hastalarda uzun süreli yapılan bir takip çalışmasında 10 yılda %3,5 oranında parkinson hastalığı gelişmiştir. Çalışmaların sonucun göre kabızlığı olan hastalarda çok ciddi komplikasyon görülmese de yavaş geçişli kabızlık tanısı alan 65 yaş üstü hastaların Parkinson hastalığı taraması için düşünülebileceği söylenmektedir.

Kabızlık Kanser Yapar Mı? 

Kanserin gelişiminde genetik ve çevresel faktörlerin etkili olduğu görülmektedir. Bağırsaktaki besin öğelerinin uzamış geçiş süreçleri önemli bir risk oluşturmaktadır. Dışkıdaki potansiyel kanserojenlerin, toksinlerin bağırsak zarına olumsuz etkisi bulunmaktadır. Bu etkinin temas süresi, bağırsaktaki geçiş sürelerinin artmasıyla uzamaktadır. Hastalığın gelişmesi temel olarak diyet tipi, bağırsak hareketliliği, emebilme gücü, genetik faktörler ile ilgilidir. Önceki yapılan bir çalışmada mide bağırsak kanserlerinin %90’ının diyete bağlı olduğu tahmin edilmiştir. Yapılan birçok çalışmada ise kronik kabızlık ile rektum kanseri, mide kanseri, bağırsak iltihaplanmalarında ilişki olduğu görülmüştür.

İsveç’te yapılan çalışmada kanser hastası kişilerle, aynı yaş ve cinsiyet uyumlu kontrol grubu ile eşleştirilmiştir. Kanser hastaları ile kontrol gruplarının daha erken kronik kabızlık oranları karşılaştırılmıştır. 2 veya daha fazla müshil kullanan hastaların oranları dikkate alınmıştır. Bununla birlikte ilk ve son reçetesi arasında en az 6 ay olanlar da karşılaştırılmıştır. Aynı zamanda kanserden önce tedavide özel kronik kabızlık tanısı alma riski de incelenmiştir. Çalışmalar sonucunda kanserli 3943 hastanın, kanserden önce kronik kriterlerine uyduğu gösterilmiştir. Kronik kabızlığın kabaca oranı kontrollerde %8,8 iken, kanser hastalarında %9,5 olduğu görülmüştür.

Farklı bir çalışmada, sindirim sistemi ve sinirim sistemi dışındaki kanserlerin sayısı, oranlarına dayalı karşılaştırılarak hesaplanmıştır. İzlenimin ilk yılında herhangi kolon, pankreas kanserler için yüksek oran bulunmuştur. 1 yıllık takipten sonra bu oran değeri düşmüştür. Diğer yemek borusu, mide, ince bağırsak, karaciğer ve pankreas kanserleri riski orta derecede artmıştır. Sonuç olarak kabızlığı olan hastalarda kısa vadede sindirim sistemi kanser teşhis riski arttığı gözlenmiştir. 1 yıllık takibin ötesinde sindirim sistemi kanseri için orta derecede risk devam etmiştir.

Bağırsak Kanserinin Belirtileri Nelerdir?

Bağırsak kanserinde genellikle dışkılama durumunda farklılık yaşandığı görülmektedir. Dışkılama ile ilgili kabızlık belirtileri görülmektedir. Buna ek olarak yanında vücudun belirli bölgelerinde ağrılar da sıklıkla yaşanmakladır. En sık görülen üçüncü kanserdir. Kanserle ilişkili ölümler arasında üçüncü önde gelen ölüm sebebidir. Kolekterol kanseri için ve bağırsak semptomları için yapılan kolonoskopiler sıklıkla yapılmaktadır. Buna karşılık olarak semptomları ve kanser tanısal verimini iyileştirdiği net bir şekilde açıklanmamaktadır.

Bağırsak kanserin genel olarak en yaygın görülen belirtileri şunlardır;

  • Dışkıda kanama
  • Şişkinlik
  • Karın ağrısı
  • Kilo kaybı
  • Tam boşaltamama hissi
  • Dışkılama sırasında hissedilen ağrı
  • Kan değerlerinde düşme/kansızlık

Kanserden Korunmak İçin Kabızlık Nasıl Tedavi Edilmeli?

Kanserden korunmak için kabızlık durumdunda öncelikle sağlıklı bir diyet gerekir. Kronik kabızlık semptomların azaltılmasında yaşam tarzı ve diyet değişiklikleri gerekmektedir. Dünya Kanser Araştırma Fonu’nun çalışmaları incelenmiştir.  Diyet lifi ile kanser riskinin azalmasına dair kanıtlar derecelendirmiştir.  Kırmızı ve konserve etin kanser riskini artırdığı görülmüştür. Dünya Sağlık Örgütü, aşırı et ve işlenmiş et tüketiminin kanser riski konusunda bir uyarı yayınlamıştır. Özellikle meyveler, sebzeler, balık yağları ve kalsiyumun riski azalttığı görülmüştür.

Kanserin, bağırsak mikrobiyom bileşiminin aşamalı olarak bozulmasından kaynaklandığını görülmektedir. Besinlerin %90’ı ince bağırsakta emilir ve dağıtılır. Bağırsağa giren kalıntılar, mikrobiyomun aktivitesini ve bileşimini belirlediği için önemli role sahiptir. Dengesiz ve sağlıksız yağ kaynaklı, yüksek etli, düşük lifli diyet iltihaplı ortam oluşmasına yol açabilir. Diyet lifi fermente özelliğinden dolayı eklenirken düşük dozda başlanmalı, kademeli olarak arttırılması gerekmektedir.

Kabızlık için dengeli bir beslenme programının yanında günlük su tüketim miktarı da önemlidir. Yapılan çalışmalarda sıvı tüketim miktarının artması, dışkılama sıklığını arttırmıştır. Hastalara aynı zamanda tolere edilebildiği ölçüde fiziksel aktiviteyi arttırmaya teşvik edilmelidir.

Kaynaklar

An approach to the diagnosis and management of Rome IV functional disorders of chronic constipation

Management of obstructed defecation

Rethinking What We Know About Hemorrhoids

Long-Term Risks of Parkinson’s Disease, Surgery, and Colorectal Cancer in Patients With Slow-Transit Constipation

Chronic Constipation as a Risk Factor for Colorectal Cancer: Results From a Nationwide, Case-Control Study

Risk of cancer in patients with constipation

Management of Advanced Small Bowel Cancer

Diet, microorganisms and their metabolites, and colon cancer

Not: Bu makale bilgilendirme amaçlıdır. Profesyonel tıbbi tavsiye, teşhis veya tedavi oluşturmak veya onun yerine geçmesi amaçlanmamıştır.
Phone
Sitemizde çerez konumlandırılmaktadır. Çerezlere ilişkin detaylı bilgi için Aydınlatma Metni’ni ve Gizlilik Politikası’nı inceleyebilirsiniz.